İstanbul Escort Bayan Doyumsuz Göçmen İmran

İstanbul bayan escort İmran Durdu, çayından bir yudum aldı. “Bu hikayenin nereden çıktığını, gazetelerde nasıl yer aldığını sordum. Bana bunu söyle yemezlermiş. Bence ondan çıktı.” Uzun uzun, titreyerek iç çekti. “Nedenini anlayamıyorum. Neden onun hakkında bu tür şeyler söylesin, Ne yapmaya çalışıyordu, Belli ki fazlasıyla dengesiz.” Aklıma geçen gün tanıştığım adam geldi: Tavırları sakin, sesi yumuşak, gözleri sıcacıktı. Dengesiz insandan çok uzaktı. Gerçi o gülümseyişi. “Bunların basında alması çirkin. Kurallar olmalı. “Bir ölünün ardından asılsız yazamazsın,” dedi. Bir an sustuktan sonra, “Bana konuda şey yayımlamayacaklarını söylemişlerdi. Henüz olmazdı. doyumsuz göçmen Belki de hiç yayımlamayacaklardı. Ama kesinlikle emin olana kadar yayımlamayacaklardı.” “Emin mı? “DNA testi yapmışlar mı?” Başını iki yana salladı. “Hayır, ama biliyorum. Nasıl olduğunu bilemem Bebek benden. Bendendi.” “Eğer bebeğin düşündüyse, için cinayet gerekçesi olur değil mi?” İstemediği kurtulmak annesinden kurtulan ilk olmazdı sesli söylemedim.

Bu, İstanbul escort İmran da bir gerekçe verirdi ama bunu sesli söylemedim. Karısının başka birinden hamile kaldığını düşündüyse yapmış olamazdı. Bu şaşkınlığı, bu kederi gerçek olmalıydı. Hiç kimse kadar iyi aktör artık beni dinlemiyor gibiydi. Yatak odasının kapı- sının arkasına odakladığı gözleri bulanmıştı. Bataklığa batıyormuş gibi yatağın içine batmıştı. “Biraz burada kalmalısın,” dedim. “Uyumaya çalış.” Bana baktı, belli belirsiz gülümsedi. “Sorun olmaz mı?” diye sordu. “Bu çok… Ben çok minnettar olurum. Evde uyumak zor geliyor. Escort bayan Tek neden dışarıda köşeye sıkıştırmak isteyen insanlar olduğu hissi değil. Sadece O. O her yerde, gözümün önünden gitmiyor. Doyumsuz Aşağıya indiğimde etrafa bakmıyorum, kendimi bakmamaya zorluyorum pencereye gittiğimde geri dönüp terasta olup olmadığını kontrol etmem gerekiyor.” Bunları anlatırken gözlerimi acıtan yaşları hissedebiliyordum. “Orada oturmayı severdi. Küçük terasımızda. Orada oturup trenleri seyretmeyi severdi.” “Biliyorum,” dedim, elimi koluna koyarak. “Onu bazen orada görürdüm.” “Sesi hala kulaklarımda,” dedi. “Sürekli bana sesleniyor. Yatakta yatıyorum ve dışarıdan seslendiğini duyuyorum. Onun olduğunu düşünüp duruyorum.” Titriyordu. “Uzan,” elindeki fincanı alarak. “Dinlen.” Uyuya kaldığından emin olduktan sonra yanma yattım. Yüzümle kürek kemiğinin arasında santimetreler vardı. göçmen Gözlerimi kapayıp kalp atışlarımı boynumdaki nabzı dinledim. mutsuz, bayat kokusunu içime çektim. Saatler uyandığımda gitmişti İmran.